Spiral Dinamikler: Barış İçinde Bir Dünya’da özgür bir BİREY olarak yaşarken HEPİMİZ anlayışına sahip olmak mümkün mü?
paylaş

Son yıllarda dünyada ve ülkemizde inanılmaz şeyler yaşanmaya başladı. D. Trump gibi bir çılgın milyarder A.B.D. başkanı seçildi.  İngiltere Avrupa Birliğinden çıktı. Kuzey Kore gibi tamamen sistemin dışında görünen kapalı sistem içinde yaşayan bir diktatörlük sürekli yaptığı Nükleer füze denemeleri ile büyük bir tehdit olarak ara ara kendini gösteriyor. Orta Doğu adeta terör olayları için bir simülasyon programı gibi korkunç acımasızlıklara sahne oluyor. Dünya’nın her yerinde beklenmedik anda terör olayları meydana gelebiliyor. Bu arada Kanada gibi tüm Dünya’ya demokrasi dersi veren, Finlandiya gibi eğitim sisteminde inanılmaz iyi şeyler yapan, Mars gezegeninde koloni kurma, sınır tanımayan doktorlar gibi insanlara yardım etmek isteyen, projeler geliştiren insanlar/ topluluklar var. Tüm bu olup bitenler arasında ülkemizde yaşanan darbe girişimi, terör olayları ve tüm bunlar arasında başkanlık tartışmaları ile gündemimiz bir hayli hareketli.

Tüm bu olup biten içinde nasıl oluyor da 2017 yılında bir yandan Mars’a gitmek, uzay madenciliği yapmak ve yapay zeka gibi olağanüstü teknolojilerden bahsederken bir yandan etnik, dini terör gibi ilkel vahşi davranışlar, diktatörlük gibi yönetim sistemlerinin yükselişini görüyoruz. Ne oluyor şu anda? Neye dönüşüyoruz? Ne olmaya çalışıyoruz?  Bunların bir açıklaması var mıdır? İşte tüm bu sorulara SD belki bir açıklama getirir ve hatta bunun ötesine geçerek bir çözüm yolu açabilir diye düşünmeye başladım ve bu yazıyı yazmaya karar verdim.  

Bu yazı ile iki amacım var. İlki bireysel, yani kendim için; Spiral Dinamikleri daha iyi anlamak. İkincisi de bu yazıyı okuyanların ilgisini çekerek daha iyi bir Dünya için bir umut yeşertmek.

Hadi o zaman başlayalım.

SD, insan bilincinin büyüme ve gelişimini inceleyen psikoloji dalı içerisinde sunulan Clare Graves’in öncü çalışmalarına dayanıyor. Graves insan gelişimine dair derin ve anlamlı bir sistem öne sürdü ve yaptığı araştırmalarla bu iddiasını doğruladı. Bu çalışmalar ile Graves, insan bilincinin yaklaşık sekiz evresi ya da dalgası olduğunu keşfetti. Dünya’nın dört bir yanından 50.000’den faza insandan alınan, verilerle önemli kanıtlara ulaştılar.

Graves’in bu çalışmalarını Don Beck ve Christopher Cowan daha ileri bir aşamaya taşıdı ve Spiral Dinamikler adı verilen bir yaklaşımla rafine ettiler. Beck ve Cowan, Güney Afrika’da ayrımcılığa son veren tartışmaların tam merkezinde, SD yaklaşımını ticareti düzenlemek, kasabaları canlandırmak, eğitim sistemlerini elden geçirmek ve şehir içi gerginlikleri ortadan kaldırmak için etkili bir şekilde kullandılar ve başarılı sonuçlar elde ettiler.

Peki, nedir o zaman SD tam olarak?

SD, insan gelişimini sekiz genel evrede inceler. Bu evrelere aynı zamanda “mim” denir. Mim ya da Mem sözcüğü, Richard Dawkins gibi bazı bilim insanları tarafından, hatta daha öncelerde de kullanılan ve birden fazla anlamı olan bir sözcük.  SD bağlamında mim, her türlü aktivitede açıklanabilen temel bir gelişim evresidir. Katı bir düzeyi ifade etmez. Daha çok ağ örgüsünü ya da göz önüne serilen bilincin dinamik spiralini oluşturan, üst üste binen ve birbirine karışarak akan dalgalar olduğunu ifade eden bir kavramdır. Dolayısıyla gelişim bu anlamda doğrusal bir düzlem değil, sıvı ve akışkan bir oluşumdur.

Evet karmaşık bir cümle değil mi? Ama hemen pes etmeyin okudukça daha anlaşılır hale gelecek.

Devam edelim…

Bilincin ilk altı evresine “ilk kademe” evreleri denir. Daha sonra bilinçte devrimsel bir değişim meydana gelir: “ikinci kademe” evreleri ortaya çıkar.

SD’i ilginç hatta büyüleyici yapan şeylerden biri bu evreler. Yazının başında sorduğum neden insanlar dünyaya dair bu kadar farklı anlamlar çıkarıyorlar sorusuna sanki ilaç gibi bir cevap.

Aşağıdaki şekilde gördüğünüz gibi renklerle ifade edilen bir helezon şekline yukarı doğru çıkarken daha büyük bir kavrayışa ulaşan sekiz evre yer almakta.
Spiral DinamiklerresimYukarıdaki şekilde görülen her bir evredeki renklerin ne anlama geldiğine, yapılan araştırmalara göre nüfusun yüzde kaçını bu evrelerin oluşturduğuna ve evrede yaşayanların nüfusun üzerinde etkileri ya da gücünün her bir evre için kaç olduğuna daha yakından bakalım.

1.Evre (Bej): Hayatta kalma evresi.  (Arkaik – İçgüdüsel)

Ortaya Çıkış Zamanı: Yaklaşık 100.000 yıl önce. 

Ana Amacı: Hayatta kalmak için ne gerekiyorsa onu yap.

Öncelikleri yiyecek, su, seks ve güvenlik. Hayatta kalmak için alışkanlıkları ve içgüdülerinden yararlanır. Bağımsız benliği güç bela uyandırılmış yada güçlendirilmiştir. Yaşamın sürdürmek için sağ kalma grupları oluşturulur.

Görüldüğü yerler; ilk insan toplulukları, yeni doğan bebekler, yaşlılar, akıl hastaları, açlıkla mücadele eden ve savaş bunalımı yaşayan toplumlar.

Yetişkin nüfusun yaklaşık yüzde 0.1’i, nüfus üzerindeki gücü yüzde 0 yani yok.

2. Evre (Mor): Cansız varlıklara sihirli güçler atfetme.  (Sihirli – Animistik)

Ortaya Çıkış Zamanı: Yaklaşık 50.000 yıl önce. 

Ana Amacı: Ruhunun ve kabilenin mutlu, sıcak yuvasını koru.   

İyi ya da kötü ruhlar olayları belirler. Bu yüzden onlara itaat etmek gerekir. Atalara, bilgelere, şeflere, kabileye saygı göstermeli, biat edilmelidir.  Nimet, lanet gibi kavramlar doğaüstü güçler tarafından yeryüzüne bırakılır. Etnik kabileler oluşturulur. Ruhlar atalardan gelir ve kabile içinde bağ kurulmasını sağlar. Akrabalık ve soy siyasal bağlantıları belirler. Graves bu evreyi, “Nehir’deki her kavisin bir adı var ama nehrin adı yok” diye anlatır.

Görüldüğü yerler; Vudu benzeri lanetlere inanma, kan üzerine ant içme, geçmişten gelen düşmanlıklar, uğur getiren takılar, batıl inançlar. Üçüncü Dünya ülkelerinde, çetelerde, birleşik kabilelerde yaygındır. Aynı zamanda yeni çağ inançları (new age), kristaller, tarot ve astrolojide görülür.

Yetişkin nüfusun yaklaşık yüzde 10’u, nüfus üzerindeki gücü yüzde 1’i.

3. Evre (Kırmızı): Egosantrik evre. (Güç Tanrıları)

Ortaya Çıkış Zamanı: Yaklaşık 10.000 yıl önce. 

Ana Amacı: Ne olmak istiyorsan ol, ne yapmak istiyorsan yap.

İlk kabileden ayrı olarak benlik bilinci oluşur; güçlü, itici güce sahip, ben merkezci, kahraman. Mistik ruhlar, arketipler, ejderhalar ve hayvanlar bol bol konuşulur. Arketip (ilk tip) tanrı ve tanrıçalar güçlü ve hükmeden iyi ve kötü kuvvetler vardır. Feodal hükümdarlar, ağalar, şeyhler itaat ve bağlılık karşılığında astlarını korur. Dünya tehlikeli ve yırtıcılarla dolu bir ormandır. Fetheder, kurnazlıkla alt eder ve hakimiyet kurar; pişmanlık duymadan, esef etmeden benliğin sefasını sürer; şimdi burada var olur.

Görüldüğü yerler; “iki yaş sendromu” geçiren çocuklar, isyankar gençler, öncü zihniyetler, feodal krallıklar, destansı kahramanlıklar, kötü adamlar, paralı askerler, çılgın rock yıldızları, Sineklerin efendisi. Tanrısı?

Yetişkin nüfusun yüzde 20’si, gücün %5’i.

4. Evre ( Mavi): Birileri tarafından belirlenen düzen içinde yaşama. (Mitik Düzen)

Ortaya Çıkış Zamanı: Yaklaşık 5.000 yıl önce. 

Ana Amacı: Hayatın güçlü bir Başkası ya da Düzen tarafından belirlenen sonuçları, anlamı, yönü ve amacı vardır.

Bu adil düzen, mutlakiyetçi ve değişmeyen doğru – yanlış ilkelerine dayalı bir davranış yasasına dayanır. Kanunları ya da kuralları ihlal etmek ciddi, belki de daimi etkiler doğurur. Kurallara uyulduğu takdirde, bağlılıklarını gösterenler ödüllendirilir. Antik ulusların temelidir. Katı toplumsal hiyerarşiler; ataerkil; düşünmenin tek bir doğru yolu vardır. Hukuk ve düzen; dürtüsellik suçluluk ile kontrol edilir. Her şey somut bir biçimde yerine getirme ve köktendinci inanç; Düzenin yasalarına itaat, son derece muhafazakar ve konformist. Genelde dindar ve mitik. Graves ve Beck buna, aynı zamanda laik ya da tanrı tanımaz Düzen veya Misyon da olabilecek “aziz / mutlakiyetçi” evre de demiştir. Bunları belki bullet yapmak fazla mı ciddi olur?

Görüldüğü yerler; Püriten Amerika, Konfüsyüs’çi Çin, Dickens İngiltere’si, Singapur Disiplini, totaliratizm, şövalyelik ve şeref yasaları, hayır işleri, köktendincilik, Erkek ve Kız izciler, “ahlaklı çoğunluk”, vatanseverlik.

Nüfusun yüzde 40’ı, gücün yüzde 30’u.

5. Evre (Turuncu): Sürü Zihniyetinden Kurtuluş Evresi (Bilimsel Başarı)

Ortaya Çıkış Zamanı: Yaklaşık 300 yıl önce. 

Ana Amacı: Oynanan oyunu kazanmak için kendi çıkarın doğrultusunda hareket et.

Bu dalgada benlik mavinin “sürü zihniyetinde” kurtulur. Bireyler anlam ve gerçeği arar. Dünya, kişinin kendi hedefleri doğrultusunda öğrenilecek, hakim olunacak ve yönlendirilebilecek doğal yasalarla rasyonel ve sorunsuz işleyen bir makinedir. Yüksek başarıya, özellikle de materyalist kazanımlara odaklıdır. Bilimin yasaları siyaseti, ekonomiyi ve insanla ilişkili olayları yönetir. Dünya, üzerinde oyunların oynandığı bir satranç tahtasıdır ve kazananlar kaybedenler karşısında üstünlük ve avantajlar elde ederler. Ortaklaşa rekabet, bireyin stratejik kazanımları için yeryüzünün kaynaklarını yönlendirir. İş birliği yapan devletlerin temelidir.

Görüldüğü yerler; Aydınlanma, Ayn Rand’ın ‘Atlas Silkindi’ adlı eseri, Wall Street Dünyanın her yanında oluşan orta sınıflar, kozmetik endüstrisi, ganimet avcılığı, sömürgecilik, soğuk savaş, moda endüstrisi, materyalizm, piyasa kapitalizmi, liberal çıkarcılık.

Nüfusun yüzde 30’u, gücün yüzde 50’si.

6. Evre (Yeşil): Birlik ve çevre bilinci evresi (Duyarlı Benlik)

Ortaya Çıkış Zamanı: Yaklaşık 150 yıl önce. 

Ana Amacı: Kendin için barışı ara, diğerlerini ve bir olmanın huzurunu keşfet.

Komüniter, birlikçi, ekolojik duyarlılık, ağ oluşturma. İnsan ruhu açgözlülükten, dogmalardan ve bölücülükten kurtarılmalıdır. Duygular ve sevgi, soğuk rasyonelliği geçersiz kılar. Yeryüzü, Gaia, yaşam kutsanır. Hiyerarşiye karşıdır. Yatay ilişkiler ve bağlantılar kurar. Geçirgen benlik, göreli benlik, grubu kaynaştırabilme, diyalog ve ilişkiler önemlidir. Değerler toplulukların temelini oluşturur. Uzlaşma ve oybirliği ile karar alınır. Son derece eşitlik yanlısıdır bu evrede insanlar, hiyerarşi karşıtı ve çoğulcu değerlere önem verir. Gerçekliğin sosyal yapılandırılması, çeşitlilik, çok kültürlülük, göreli değer sistemleri vardır. Bu evreye çoğulcu görelilik adı da verilir. Öznel, doğrusal olmayan düşünme, yeryüzüne ve üzerinde yaşayanlara karşı derin bir sevgi, duyarlılık ve önem vardır.

Görüldüğü yerler; Derin ekoloji, postmodernizm, Hollanda idealizmi, Kanada sağlık hizmetleri, hümanistik psikoloji, liberasyon teolojisi, işbirlikçi öğrenme, Greenpeace, ekopsikoloji, hayvan hakları, insan hakları konuları, çok kültürlülük.

Nüfusun yüzde 10’u, gücün 15’i.

Yeşil mimin tamamlanmasıyla insan bilinci “ikinci düşünme kademesine” bir kuantum sıçraması gerçekleştirir. Clare Graves buna “inanılmaz derinliği olan bir anlam kanyonunun aşıldığı ‘ciddi bir sıçrama’ der. İkinci bilinç kademesiyle ilk kez gelişimin tüm spiralini net bir biçimde kavrarsınız. Dolayısıyla her düzeyin, her mimin, her dalganın, Spiral’in genel sağlığı açısından son derece önemli olduğunu anlarsınız ve bu yüzden her biri kabul edilir, kucaklanır.

Tüm bu mimlerin potansiyel olarak her bir bireyin erişiminde olduğunu anlamak önemlidir diye Ken Wilmer. Beck’in söylediği gibi, ‘odak noktası insan türleri değil, insanlardaki türlerdir’. Bu yüzden her dalga yaşam koşulları izin verdiğince harekete geçirilebilir. Acil durumlarda, kırmızı gücü harekete geçirebiliriz; kaos yaşandığında, mavi düzeni aktivite etmemiz gerekebilir; yeni bir iş ararken turuncu başarı düzenini devreye sokabiliriz. Evlilik ve arkadaşlarla olan ilişkilerimiz de yeşil bağ kurmamıza yardımcı olabilir.

Birinci kademe mimlerin her biri kendi dünya görüşlerinin tek doğru perspektif olduğuna inanır. Meydan okundukları takdirde olumsuz tepki verir, tehdit edildiği takdirde kendi araçlarını kullanarak saldırıya geçer. Mavi düzen hem kırmızının itici gücünden hem de turuncunun bireyselliğinden rahatsız olur. Turuncu bireyselciliği, mavi düzenin asalaklar için olduğunu ve yeşilin eşitlikçiliğinin güçsüz ve aciz olduğunu düşünür. Bu nedenlerle her hangi birinci mim kademesi dünya barışına engel olacaktır.

Tüm bunlar ikinci mim kademesiyle değişmeye başlar. Çünkü ikinci bilinç kademesi gelişimin iç evrelerinin farkındadır, bir adım geri gider, resmin genelini kavrar ve bu duruma ikinci düşünce kademesi çeşitli mimlerin oynadıkları rolü değerlendirir. İkinci mim kademesi, tek bir mimi değil, bütün varoluş spiralini esas alarak düşünür. İkinci mim kademesiyle dünya anlam kazanmaya, bir bütün olarak belirlemeye, ilk kez birleşmeye başlar. İkinci bilinç kademesinde faaliyet başladığında gerçek barış olasılığı ufukta belirlemeye başlar. İlk kademe mimlerin en yükseği olan yeşim mim farklı kültürlerdeki zengin çeşitliliği ve muazzam çoğulculuğu kavramaya başladığı noktada ikinci düşünce kademesi bir adım öteye gider. Bu farklı kültürleri birleştirecek ve bağlayacak birliktelikleri arar ve böylece bu ayrı sistemleri alır, onları holistik spirallerin ve entegral ağların içine katmaya, dahil etmeye ve birleştirmeye başlar. Diğer bir deyişle, ikinci düşünce kademesi çoğulculuktan entegrasyona geçmede bir araç olur.

Graves, Beck ve Cowan’ın kapsamlı araştırmaları bu ikinci bilinç kademesinde en az iki büyük dalganın bulunduğuna işaret etmektedirler.

Şimdi bunlara bakalım, nedir bu ikinci bilinç kademesindeki mimler…

7.Evre (Sarı): Hayatın birbiri ile ilişkili akıcı sistemlerin bir kaleydoskopu olduğu evre. (Entegratif) 

Ortaya Çıkış Zamanı: Yaklaşık 60 yıl önce. 

Ana Amacı: Hayatı olduğun gibi tam ve sorumlu biri olarak yaşa, bütünleşmeyi öğren.

Bu evrede esnekliğin, doğallığın ve işlevselliğin çok büyük bir önceliği vardır. Farklılıklar ve çokluklar birbirine bağımlı, doğal akışlarla entegre olabilir. Bilgi ve uzmanlık, güç, statü veya grubun üzerinde olmalıdır. Baskın gelen dünya düzeni, farklı gerçeklik seviyelerinin (ya da mimlerin) varlığının ve dinamik spiraldeki yukarı aşağı hareket kalıplarının bir sonucudur. İyi yönetim giderek artan karmaşıklık seviyelerinde mevcudiyetlerin ortaya çıkmasını sağlar.

Nüfusun yüzde 1’i, gücün %5’i.

8. Evre (Turkuaz) : Evrensel holistik sistem, entegratif enerji dalgaları (Holistik).

Ortaya Çıkış Zamanı: Yaklaşık 40 yıl önce. 

Ana Amacı: Akıl ve Ruh yoluyla varoluşun bütünlüğünü deneyimle.

Duyguyu bilgiyle birleştiren evredir. Çok sayıda seviye, tek bir bilinç sisteminde buluşur. Kapsamlı bütünlüğün temelidir bu evre. Harici kurallara (mavi) ya da grup bağlarına (yeşil) dayanmayan, canlı, bilinçli bir evrensel düzen. Tem teorik hem pratik ‘büyük birleşme’ mümkündür. Bazen tüm varoluşun bir düzeneği olarak yeni bir spirütellğin ortaya çıkmasını gerektirir. Turkuaz düşünme tamamen integraldir ve spiralin tamamını kullanır. Etkileşimin çoklu seviyelerini görür. Uyumu, mistik güçleri ve herhangi oluşumun içine nüfuz eden işglalci akım evrelerini tespit eder.

Nüfusun yüzde 0.1’i, gücün yüzde 1’i.

İkinci kademenin görüldüğü yerler, Don Beck küresel yerleşkesi, Teilhard de Chardin’in noosfer teorisi, entegral psikolojinin gelişimi, kaos ve karmaşıklık teorileri, bilinç spekturumu, entegral – holistik sistem düşüncesi, Gandhi’nin evrensel uyumu örnek verilebilir.

Entegral psikoloji de sarı ve turkuaz entegral ya da holistik adı verilen tek bir mim altında toplanıyor.

Yukarıda yazılı olan tüm bu evreler aşağıdaki tabloda özetlenmiştirSD Özet Tablo

Bu gelişim evreleri içinde ilk kademe mimleri ifade eden şey, kendi dünya görüşünü anlamaya değer tek dünya görüşü olduğuna inanmışıdır. Her ilk kademe mim üstü kapalı bir şekilde diğerlerine savaş açmıştır. Ama ikinci kademeden başlayarak tüm bunlar dramatik bir şekilde değişir.

İkinci kademe entegral farkındalık her bir mimin önemini net bir şekilde kavrar. Bu yüzden her bir minin yarattığı kavramsal ve kişisel dünyaların eşsizliğinin farkındadır. Mor için doğru olan şeyin mavi veya turuncu için doğru olması gerekmez. Yeşil için doğru olan şeyin, kırmızı veya mavi için de doğru olması gerekmez. İkinci kademe etiğinin hedefi, tüm spiralin sağlığıdır, mavi, turuncu, yeşil hatta ikinci kademe olsa bile hiçbir seviye için ayrıcalıklı muamele yapılamaz.

Araştırma sonuçları gayet açıktır; ikinci kademe, entegral farkındalık için sıçrama noktası yeşil mimdir. Entegral anlayış içerisinde bu sıçramaya engel olacak şey yeşil mime sabitlenmektir.

Dünya nerede bu sonuçlara göre?  Aslında her yerde.  Yukarıdaki bilgilere çok yakın bir dağılım sergiliyor. Ancak bu dönemde problemli bir evre olan  Güç Tanrıları yani kırmızı evre ve herkesin kendince doğru olduğunu düşündüğü düzenin hakim olmaya çalıştığı Mavi evre’nin aktive olduğu bir Dünya resmi var maalesef hem ülkemizde hem de Dünya’nın pek çok yerinde.

Tüm bu evreleri düşündüğümüzde şu anda içinde bulunduğumuz dönemde dahi her evrenin olduğunu görüyoruz. Hatta algımız giderek kırmızı ve mavi evrelerin sanki şu dönemde giderek arttığını görüyoruz.

Oldukça uzun ve karmaşık gibi görünen bu konuyu yukarıda özetlemeye çalıştım. Benim tüm bunlardan anladıklarımı birkaç madde ile aşağıda paylaştım:

  • İnsanoğlu bilinci bir gelişim içindedir.
  • Her ne kadar mimlerin ortaya çıkışları ile ilgili kronolojik bir süreç olsa da bu gelişim tüm insanlık için aynı zaman diliminde gerçekleşmemektedir.
  • Gelişim spiral, akışkan ve doğrusal olmayan bir şekilde gerçekleşmektedir.
  • Yıl 2017 olsa dahi her bir bilinç seviyesini insan topluluklarında görmek mümkündür.
  • İyi, kötü şeklinde bir bilinç seviyesi yoktur. Her biri kendi şartlarına uyum sağlayabilmek için gelişmiştir.
  • Ancak ilk kademe de yer alan her bir bilinç seviyesi kendini en doğru, diğerlerini bir o kadar yanlış görmekte ve düşman ilan etmektedir.
  • Gerçek dünya barışına ulaşabilmek için yeşil mim’den ikinci kademeye sıçramayı gerçekleştirmek gerekmektedir.
  • Ancak ikinci kademenin bütünsel bakışı ile bilgi ve duygu birleştirilerek yaşanabilir bir dünya mümkündür.
  • Nüfusun çok küçük bir kısmının (%2’den az) ikinci kademe evrede olması ve nüfus üzerindeki gücünün çok düşük olması  moral bozucu bir durum gibi gözükse de en azından bir umut olması sevindiricidir.
  • Sadece bu bilgi bile bir şeyler yapabileceğimize ilişkin bir umuttur.

İkinci kademeye sıçrama yapabilmek için özgür, düşünen, sorgulayan, tüm Dünya’yı gaia anlayışı ele alan yani her şeyin her şey ilintili olduğu yani hepimizin yıldız tozu olduğumuz anlayışı ile yok etmeden anlayarak ve sevgi temelli bir anlayışa geçmek gerekiyor sanırım.

Farkındayım çok büyük laflar bunlar.

Ama bunların düşünülmesi, konuşulması, araştırılması bile bir umut. 

Kim bilir belki bizim kuşağımız bile bir yerinden yakalayabilir bu sıçramayı. Ama bunun için önce bilgi, ve bunun getirdiği bir umut, sonra cesaret ve bunları yapabilecek güçte olmak lazım.

Tüm bu bilgilerden nasıl yararlanılabilir? Birey olarak kendimizin nerede olduğundan içinde yaşadığımız toplulukların nerede olduğuna ilişkin bir kavrayışla davranışlarımızda daha bilinçli seçimler yapabiliriz.

Evet küçük gibi görünse de bir umut var. Denemekten başka şansımız yok.

Neden bu blog?
Örgüt ve İlişki Sistemleri Koçluğu (ORSC - Organization & Relationship Systems Coaching)