6 numaralı kural unutma...
paylaş

Bu hikayeyi ilk defa 2009 yılında yapılan meşhur Davos zirvesi sonrasında, Ertuğrul Özkök'ün katıldığı "Karmaşıklığı yönetmek" isimli bir oturumda dinlediği bir hikayeyi aşağıdaki yazıya aktarmasıyla görmüştüm. 6 numaralı kural

Basit ama etkili olan bu metaforu, daha sonra kendi verdiğim yönetim eğitimlerinin bazılarında eğitimi bitirirken kullanmaya başladım. Özellikle eğitimi verdiğim kurumda yöneticilerin ezici bir otoritesi, ego merkezli bir yönetim anlayışı varsa, "6 numaralı kural" metaforunu, aktarmaya çalıştığım tüm becerilerin zeminini oluşturan önemli tutumlardan biri olduğu için paylaşıyorum.

Bu yazıyı yazmamın sebebi ise bu kuralın farklı bir versiyonuna, yukarıda bahsettiğim Ertuğrul Özkök'ün katıldığı oturumu yöneten meşhur Boston senfoni orkestrası şefi olan Benjamin Zander'in "Yaşam Sanatında Ustalaşmak" isimli kitabında tekrar rastlamış olmam.

Özellikle günümüzdeki pek çok kamu veya özel kurumun hiyerarşik bir organizasyon olduğunu düşündüğümüzde, bu rolün getirdiği bir kimlikten dolayı yönetici pozisyonundaki pek çok kişi 6 numaralı kuralı hatırlamalı diye düşünüyorum.

Farklı bir versiyonu ile işte 6 numaralı kural...

İki başbakan bir odada oturmuş devlet işlerini görüşüyorlarmış. Ansızın öfkeden kendini kaybetmiş bir adam telaşla odaya giriyor. Bağırarak ve ayağını yere vurarak yumruğunu masaya indiriyor. Ev sahibi başbakan "Peter, lütfen altıncı kuralı hatırla" diye onu nazikçe uyarıyor. Peter derhal kendini toparlıyor, tamamen sakinleşmiş olarak özür diliyor ve dışarı çıkıyor. Politikacılar konuşmalarına devam ediyor, ancak yirmi dakika sonra saçları uçuşan, çılgınca el kol hareketleri yapan bir kadın odaya dalıyor. Bu davetsiz misafir de "Marie, lüten altıncı kuralı hatırla" sözleriyle selamlanıyor. Ortam bir kez daha sakinleşiyor ve Marie de eğilip özür dileyerek çıkıyor. Bu sahne üçüncü kez tekrarlanınca konuk başbakan meslektaşına soruyor: " Sevgili dostum, hayatımda çok şey gördüm ama hiçbiri olağanüstü değildi. Rica etsem bu gizli altıncı kuralın sırrını benimle payşar mısın?" Ülkenin başbakanı "Çok basit" diye cevap veriyor. Altıncı kural şudur:

'Kendini o kadar ciddiye alma.'

Konuk başbakan 'Ah bu kadar güzel bir kural' diyor. Birkaç dakika sonraysa şunu öğrenmek istiyor: "Peki diğer kurallar nedir sorabilir miyim?"

"Başka kural yok"

Tüm yönetici konumundaki kişilerin zaman zaman bu hikayeyi hatırlaması ve liderlik yaptıkları çalışma arkadaşlarına karşı daha anlayışlı, nazik ve toleranslı olmalarının,  uzun vadede herkesin menfaatine olacağına düşünüyorum. Belki de lider-yöneticiliğin en önemli becerilerinden birisi  gerektiğinde kendini önemsizleştirebilmesidir.

Yararlanılan Kaynaklar:

Bejamin Zander, Rosamund Stone Zander, "Yaşam Sanatında Ustalaşmak", Çeviren: Evin Kantemir, Optimist, 2011

Ertuğrul Özkök, "Arkadaş, 6 no'lu kuralı unutma", 7 Şubat 2009

 

 

Sahici Güven
2014 yılında Boğa Burcunda Harika Şeyler Olacak!